Bir rus halk masalı

Jasper Kent’in yazmış olduğu Twelve yani Oniki isimli kitabın önsözünden sonra kısa bir rus halk masalı var.
Kitabın içeriğini daha tam olarak bilmiyorum, okumadım.
Bu yüzden kitabın içeriğini değil ama kitabın başında bulunan bu ufak hikayeyi sizinle de paylaşayım dedim.

Uryupin Kasabasını sıçanlar rahat bırakmamaktadır.Mevsim koşulları da kendilerinin sayıları üzerinde pek etkili olmamaktadır.Hatta her sonbaharda sayıları bir öncekinin üç katına çıkmaktadır..Kasabalılar kasabayı terketmeyi düşünürler.Planlarını uygulamaya koymadan önce kasabaya bir tüccar gelir ve Rus değildir.Bir Avrupa’lı.Brandalı arabası ile halka yardımcı olabileceğini söyler.Bütün fareleri öldürecektir ve işini tam bitirmeden tek bir kopek almayacaktır.Ancak brandanın altında ne olduğunu halk ikna edilene kadar göstermeyecektir.Kasabayı terketmek işine gelmeyen halkın buna ikna olması uzun zaman almaz ve kabul ederler…

Brandayı açtıklarında bir düzine maymun vardır.Brandanın altında iken sessizdirler ancak branda kalkınca çılğlık çığlığa vahşileşir ve ürkütücü bir görüntü alırlar.Demir kafesin içerisinde kendilerini oradan oraya atarlar.Çok iri değillerdir…

Ve tüccar onları kasabaya saldı.Çok geçmeden ahırlara ve mahzenlere girmeye başladılar.Herkes ,kedisini ,köpeğini çocuğunu eve sakladı, çünkü maymunlar avlarını seçmekte itina göstermiyorlardı.Sokaklarda oynayan tek bir çocuk olmaz ve insanlar zafer için dua eder iken kasaba sessiz kalabilirdi ama maymunların avlanması ve çığlıklar bunu bozuyordu.Maymunların sürekli çalıştığını herkes duyabiliyordu…

Bir haftada sıçanlar azaldı.Onuncu gün ise bittiler.Halk tüccara iki misli ödemek istedi ama tüccar bunu reddetti.

”Görev daha tamamlanmadı” dedi.Maymunlar henüz dönmemişti ve yiyecekleri şeyler daha bitmemişti.Hakikatten de sıçan kalmadığı halde çığlıklar sürüyordu.Ama bu seferki çığlıklar ahır ve mahzenlerden değil,ağaçlardan,çalılardan geliyordu.Halk sıçanların hilakar olduklarını ve buralara da saklanmış olabileceklerini düşündü.Ondördüncü günün akşamında maymunların hepsi yerlerine geri döndüler.Tüccar parasını aldı ve gitti…

Halk minnettardı.Maymunların ve avların rahatsız edici çığlıkları da bitmişti.Çok sevindiler..

Ancak gün geçtikçe sessizliğin ağırlığını hissettiler.İlk başlarda o kadar gürültünün üzerine bu kadar sessiz geldiğini düşündüler ama kasaba gerçekten onlar gelmeden öncekinden çok daha sessizdi.Bu sessizlik mutlak bir sessizlikti.

Ve klasiktir bunu farkeden on yaşlarında bir çocuk oldu.

Çünkü kasabada kuş cıvıltısı yoktu.Maymunlar işini bitirdiğinde tek bir canlı kuş kalmamıştı.

Ve kuşlar bir daha Uryupin Kasabası’na asla geri dönmediler….

Genel olarak web üzerine yoğunlaşan, gaza gelmek için müzik dinleyen, amatör olarak resim çekmeye çalışan, bir yandan özel bir şirkette çalışıp, diğer yandan da okumaya devam eden sıradan bir ölümlü. He bide buraların sahibi.

Leave a reply:

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.