…bir gün, bir kafes, kuş aramaya çıkar…

Bir kafes, kuş aramaya çıkmış..

Bulmuş da kuşları, hem de birçok… Öyle çok kuş girmiş ki kafese, kafesin dışında kalanlar kendilerini tutsak ve yalnız hissetmeye başlamışlar. Kafesin içi sıcakmış, güvenliymiş, içindekiler zamanla unutmuşlar önceden özgürce yaşadıklarını… Dışarı çıkmak istemiyorlarmış, duvarları zorlamak akıllarına bile gelmiyormuş. Hâlbuki açıkmış kafesin kapısı, hani o kendi istekleriyle girdikleri kapı…

Özgürlük kelimesini bazen dışarıda uçan kuşlardan duyuyorlarmış; dışarıdakiler istiyorlarmış ki içeridekiler de onlar gibi özgür olsun, uçsun, yaşamın tadını çıkarsın, korkarak yaşamasınlar. Fakat içeridekiler özgürlük denince delilik anlıyorlarmış. Özgürlük de neymiş canım, dışarıda istediğin gibi uçacaksın da ne olacak? Aç mı tok mu olacaksın belli değil, hele bir de her an bir yırtıcı kuş tarafından yemek yapılma korkusu… Yok yok, özgürlük hiç de onlara göre değilmiş. Onlar burada kalsınlarmış, yemekleri varmış, yırtıcı kuş tehlikesi falan da yokmuş. Tamam, hareket alanları biraz kısıtlıymış, her istediklerini de yapamıyorlarmış; olsun canım, dışarıda olup yalnız kalmaktan iyidir ya…. Devamını Gör

Bu arada dışarıdakiler de artık kafesin içindekileri ikna etmeye çalışmaktan vazgeçmişler. Kendi hayatlarını yaşamaya koyulmuşlar. Sayıları gerçekten de çok azmış; bazılarını yırtıcı kuşlar kapıp götürürken, bunu gören bazıları da kafese girmeye karar veriyormuş. Kafes gelen herkesi kabul ediyormuş zaten. Hayal kırıklığına uğrayan dışarıdakilerin yapacak bir şeyi yokmuş. Savaşmaktan, mücadele etmekten başka… Onları cezbeden neymiş, kim bilir… Özgür olmak diyorlarmış onlar, kendin olmak, saf katışıksız… Birilerini memnun etme kaygısı olmadan… Bir şeyi yapacaksa kendisi için yapmak, sevecekse kendisi için sevmek… Bir kafesin yarattığı kurallara değil, kendi iç dünyasının yarattığı kurallara uymak… Uçmak istediği zaman uçmak… Gitmek istediğinde gitmek…

Kafesin içindekiler sanıyorlardı ya, yırtıcı kuşlar onları alıp götürmez diye, bilmiyorlarmış ki kafesin kapısı açık duruyor. O kadar kendilerinden eminlermiş, kafese o kadar güveniyorlarmış ki kendi girdikleri kapının açık olduğunu da unutmuşlar.

Bir gün bir kartal çığlığı duyulmuş uzaklardan. Özgür kuşlar kaçıp saklanmışlar, onlar için yeni bir şey değilmiş zaten, alışkınlarmış tehlikelerden kurtulmaya. İçeridekiler- özgür olduklarının farkında olamayanlar- hiçbir şey yapmadan beklemişler gelip geçmesini.

Kafesin kuşlarla dolu olduğunu gören kartal bir hamlede aldığı gibi yere atmış kafesi. Ne olduğunu anlayamayan kuşlar oldukları yerde kalakalmışlar. İşin kötüsü uçmayı da unutmuşlar, kaçamamışlar. Kartal “iyi ki koymuşum bu kafesi buraya” diye düşünmüş. O ve arkadaşlarını oldukça güzel bir akşam yemeği bekliyormuş şimdi.

Kafesi yerine kaldırmış kartal, ne de olsa buraya gelecek kuşlar olacakmış yine.

Kafes, yeniden kuş aramaya çıkmış. Yeniden, yeniden…

Franz Kafka

Genel olarak web üzerine yoğunlaşan, gaza gelmek için müzik dinleyen, amatör olarak resim çekmeye çalışan, bir yandan özel bir şirkette çalışıp, diğer yandan da okumaya devam eden sıradan bir ölümlü. He bide buraların sahibi.

2 comments On …bir gün, bir kafes, kuş aramaya çıkar…

Leave a reply:

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.