Tekirdağ – İstanbul arası bir saçmalık hikayesi !

Evet başlıkta saçmalık hikayesi yazıyor, yanlış okumadınız. Çünkü gerçekten bir saçmalık hikayesi..
Aslında böyle bir olay başımızdan geçmemesi gerekirdi çünkü herzaman olduğu gibi biletimizi İstanbul Seyahat’ten alıp evimizin önüne kadar rahatça gelecektik, herzamanki gibi geç kalarak belki ama alışmıştık buna, 3-3buçuk saat arası bir zamanda evde oluyorduk, evet bu süre de fazla ama olsun. Trafik vs derken artık ideal geliyordu.
Ama bu sefer dalgınlık, unutkanlık vs derken bilette buluruz diyerekten alamadık bileti ve zar zor Metro turizm’de yer bulduk. İşte olay da burada başlıyor aslında..

3 kişilik bilet aldık saat 19.00’a, tamam almasına aldık ama numaralar 34-41 ve 54..
Ayrıca otobüse bindiğimizde gördükki 54 numara yok, 49 dan 56 ya falan atlıyor 😀 Artık koltuğa nolmuşsa anlamadık, sonra 59’un 54 olduğunu söyledi muavinciğimiz :))
Bu nasıl iş dimi 🙂
Ama hadi dedik yanımıza geçen kişi tamam siz birlikte oturun ben oraya geçerim vs der diye düşündük. Ve o şekilde oldu daha sonradan o kısmı o yüzden bir anormallik yok orada 🙂 Tatlı tatlı hallettik o kısmı..
Amca Konya’ya gidecekmiş, siz inince yerime geçerim dedi.
Evet, Konya !
Biraz alakasız geldi dimi..? 🙂
Ee Alanya desem birde size o zaman ne diyeceksiniz.?
Çüş ! Yok artık mı ?
Ayıp yakıştıramadım size 🙂
Bu da olabilir, yoğunluktan dolayı bize böyle bir araçta böyle bir numara vermişler..
Saat 7 de kalktık Kumbağ’dan, saat 8’e çeyrek kala da Tekirdağ otogar’dan kalkacakmış, yani öyle dediler 🙂
Demişti diyim yada bizim ayyaş muavin 🙂
Ayyaş diyorum çünkü hakkediyor bunu. Sizde hak vereceksiniz ilerleyen dakikalarda 🙂
Neyse biz Tekirdağ otogara geldik, bekliyoruz zaman geçmedi dedik bare birşeyler alalım. Kardeşimle penguen dergisi ve cips aldık. Sonra otobüse dönünce farkettim ki cebimde fazla para var, hadi dedim dalmış fazla vermiş herhalde oradaki çocuk, sonra gittim sordum doğru verdim dedi, ama bakıyorum bende daha çok var. Sonra dönerken anladımki cips’in parasını almamış, zorla verdim onu 🙂
Neyse buda olabilecek birşey tabiki, insanlık hali. Bomboş dükkanda olabilir yaniii 😀
Neysee..
Geldik otobüse oturuyoruz saat olmuş 8 hala bekliyoruz, bir yolcu gelecekmiymiş, biletinde mi birşey varmış ne onu bekliyoruz.. Dedik hayda bilet sorunu mu olacak birde. Hay demez olaydık 😀 İleride daha beterini yaşayacağımızı bilmiyorduk tabi bunu derken biz..
Neyse o kişi de geldi, sonunda kalktık.
Herşey normal gibiydi, muavin önce su servisi yaptı bir tur ardından çay,kahve vs servisi yapmaya başladı normal bi şekilde. Bize geldi kardeşim meyve suyu var mı dedi ve onu istedi, bende varsa bende alayım dedim.
Ve tamam diyerek geçti.
Bir tur sonra isteyenlere sıcak suyunu verirken bizim önümüzdeki bardakları almış hiç farketmedik, biz daha bır bekledıkten sonra çöpleri almaya geldi. Biz tabi hala bekliyoruz 😀
Söyledik birşey istemiyoruz dediniz ya dedi. Ayyaş işte ne kullanıyorsa 😀
Neyse sonra anca getirdi meyve suyumuzu yolumuza devam ettik ama kıl oldum çocuğa ve kesin birşeylerde unutur bu diyordum.
Ve boşa da dememişim, Esenler otogara geldiğimizde unuttuğu şey patlak verdi.
<Saat 22.10 gibi girdik otogara. Saat 22.30’da samandıra’ya doğru yola çıkacağız dendi.>
– Abi beni silivri’de indirecektin, biz esenlere gelmişiz !
Yok artık !
Adamı unutmuş bizim ayyaş, adamı indirmeyi unutmuş nasıl başarmışsa 😀
Hadi adam uyur, etraf karanlık vs görmez ama insan nasıl unutulur abicim, boşuna mı aldın sen herkesden nerede ineceği bilgisini..
Neyse..
Hadi bu da olur 🙂
Sonra başka bir muavin geldi ve Konya’ya o devam edeceğini söyledi ve bizde o ayyaştan kurtulduğumuz için bir “Ohh..” çektik 🙂
Kardeşim oturmaktan artık yorulduğu (!) için ayakta gidim ben dedi, muavin ayakta 1 kişi varken otobüsü kaldırtmam dedi 😛
Saat 22.25 i gösterirken araba kalkmaya hareketlendi, ama içinde fazladan yolcu vardı. 20-25 tane kadar !
Olay burada patladı artık zaten.
Esenler bileti kesilen ama Alibeyköy mü ne oradaki Metro’nun yeri ve Samandıra’daki Metro’nun yerine gidecek yolcular vardı ve bu yolcuların yerine kesilmiş başka Konya ve Alanya biletleri ! 🙂
Baya bir curcuna kargaşa çıktı.
O anları asla anlatmama imkan yok, herkes ayrı bir dünyaydı resmen. 😀
Muavin eksik varmı diye saymaya çalışırken yeni binenleri ayırmaya çalışıyor fakat başaramıyordu.. Soruyor 47 numara diye, cevap geliyor ama duyulmuyor. Sonra gene soruyor, arkadan cevap geliyor kaç kere soracan diye. Çocukta söylüyorsun da bir sen duyuyorsun diye cevap veriyor.
Muavin genç yanlışlıkla 51 numara demiş, biz yanındayız dedi yok bu buradan değilmiş, ama arkadan “Burdaa!!” diye cevap gelince kafası bozuldu bıraktı saymayı indi aşağı.
Saat oldu 22.45 falan..
Sonrasında ayyaş muavin geldi, dedi konya haricindekiler insin aşağı, fakat anında hayır inmiyoruz cevapları yükseldi.
Annem de <işte her yerde hakkını arayan annem benim 😀 > gitti dedi biz bu araca bilet aldık oraya kadar da inmeyiz diye.
Ve geri geldi yerine, o anda kardeşimle alkışlamak geldi içimizden bu kısa konuşmayı ama dedik neyse susalım 😀
Bu çıkış sonrasında Esenler otogar’daki Metro’nun yetkili kişisi geldi, dedi sizi boş bir araca bindireyim hem daha hızlı gidersiniz vs vs diye dil döktü. Ama nafile annem önderliğinde herkes hayır biz buna bilet aldık bu götürecek hatta saat 22.30 da kalkacaktı dedi.
Yetkili de birilerini bekliyoruz trafiğe takılmış vs olabilir 10 15 dakikaya kalkacak otobüs bekleyin o zaman dedi, ve annem gene atıldı 😀
-Saat 22.55.. o 15-20 dakika zaten doldu !
Ve cidden de bu konuşmadan 2 dakika sonra otobüs bizimle hareket etti. Tabi bu direnişteki yolculardan pasif olan <Ayakta olan çoğunluk> biraz zorunlu da olsa diğer araca geçti ve bizimle yola devam etti 🙂

Tabi herşey bu kadar değil.
Bir şekilde geldik Samandıra’ya kadar ama nasıl geldik bir tek biz biliriz.
Oradan servise binip eve, Üsküdar-Bağlarbaşına geçeceğiz ama servis yok, gelmemiş üsküdar için olan. Dedik kadıköy’e gidene binelim o da Yeditepe’nin oradan dolaşarak vs gidecekmiş. Neyse dedik susalım oturalım. Zaten yorulmuşuz.
Hee birde, bizim otobüste oturduğumuz koltuk tam merdivenden arkaya giderkenki ilk koltuk ve şansımıza onun arası diğerlerinden çok kısaymış.. Şans ya işte, kaç saat oturmaktan bacaklarımız nasıl ağrıdı..
Neyse, bindik saat 23.37 gibi dedik 45’de kalkar herhalde, çünkü serviste 1 kişilik yer yoktu. Ama ne mantıksa saat 23.57’ye kadar kalkmayı bekledik. Saatleri iyi biliyorum çünkü devamlı bakmaktan ezberledik artık.
Bizim aklımızda bir yandan da Türkiye basketbol maçı ne oldu var, ara ara sonuç aldık ama hep gerideydik. Ben beşiktaş maçımın sonucunu telefona gelen mesajlarla öğrendim fakat basketbol gelmiyor ki onu da öğrenelim. Neyse..
Biz en sonunda oradan da kalktık bir şekilde, dolaşa dolaşa yolcu bıraka bıraka cadde’ye kadar girdik 🙂
Ve tabi kutlamaların ulusal mekanı (!) olan burada Türkiye’nin maçı kazandığını anlamamız zor olmadı.
Türkiye sesleri eşliğinde cadde de giderken kırmızıya yakalanmamış çok kötü oldu..
Birden servisin etrafını saran 20 kadar genç bir o yana bir bu yana salladı bizim servisi beşik gibi, ama servis şöförü araç devrilecek diye korktu ve sinir oldu ki çıktı bağırdı çocuklar dağıldı 😀
Bu cadde üzerinde 2 kaza atlattık..
Ama herkes bizim kadar şanslı değilmiş ki siyah bir bmw durağa girmeyi başarmış.
Allah’tan yaralı falan yok gözüküyordu, sadece durağın camlar inmiş, araç durağa biraz parketmiş gibi girmiş vs o kadar 😀
Neyse işte, biz yolumuza devam ederken caddeden çıkıp ziverbey’e girdik ve orada da bir taksiyle çarpışıyorduk ama son anda ani bir frenle durabildik.
Ama bizim serviste o sallanmadan sonra devamlı garip sesler gelmeye başladı sanırım araca birşey olmuştu çünkü..
Neyse sonunda inebildik saat 00.20 gibi.
Atladık kadıköyden taksiye ve eve çıktık.
Tabi şans bu ya taksici yandaki taksiyle konuşmaya basladı yolda, onunda bizimle aynı yere doğru gideceğini duyunca birlikte gidelim dedi ve annem hemen aman yarışmayın diyerek olası bir heyecanı engelledi 😀
Zaten bir günlük bu kadar yeterdi saçma olay bu da üstüne çok gelirdi.
Derken eve vardık saat 00.30 gibi, ama aşağıda mahalledeki arkadaşlar vardı ve bu hafta içinde askere gideceklerinden yanlarında durmadan olmazdı 🙂
Ee birde okey, poker vs oynayıp zaman geçirdiklerinden zevkli de oluyordu o esnadaki durumlar.
Tabi ben poker’de bilmiyorum yada bilmiyordum diyim çünkü öğrendim..
Hatta acemi şansı oyunu da kazandım 😀
Ve saat 2bucuk gibi eve geldim..
Şimdi saat 3.44 ve yazıyı bitiriyorum şu anda..
Saat 19.00 da başlayan bu saçma yolculuğu saat 00.30 gibi bitirip eve sağlam varmamızı sağlayan Metro Turizm’e teşekkürü bir borç biliriz !
Bir daha binersem 2 olsun.
5bucuk saat nedir ya hu ?
Ayıptır.

Ek: Çok gülmüşüm herhalde sarı sarı ikoncular dolmuş sayfa 🙂

Genel olarak web üzerine yoğunlaşan, gaza gelmek için müzik dinleyen, amatör olarak resim çekmeye çalışan, bir yandan özel bir şirkette çalışıp, diğer yandan da okumaya devam eden sıradan bir ölümlü. He bide buraların sahibi.

4 comments On Tekirdağ – İstanbul arası bir saçmalık hikayesi !

  • Aman gelmesin ya okurken sana güzelde bana değil işte..
    Çok can sıkıcı oluyor bazen, tamam trajikomik olaylar hep beni buluyor ama bulmasa da olur bence 😀
    Ve yazarsam üşenmeden okursun sende beybi 😀
    Ve saol, herkese bol şans 😛
    Yarışmacı arkadaşlara da başarılar diliyorum.. 🙂

  • senin başına lütfen devamlı olarak böyle olaylar gelsin ve bende hep okurkan keyif alıyım gülüyümm 🙂 bol şanslar şekerim 🙂

  • Abi yapacağım birşey yok, olan oluyor bende neyseee diyerek sineye çekiyorum.
    Artık yapacağım birşey olmadığına göre denilecek tek şey, “Neyssee bir daha olmaz inş” 🙂
    Ama devamlı da oluyor işte, sabrımı sınıyorlar ve bende inatla sakin bir insan rolüne bürünüyorum =)
    Ve evet neden herşey beni buluyor anlamadım ki, Allah cümlemize kolaylık versin, hepimize hayırlısını nasip eylesi.
    Amin ! 😀

  • ben şu hikayeden çok neyse kelimesine takıldım =) yaklaşık 13 tane “neyse” kelimesi kullanmışsında =D

    yani hikaye şuna benzemiş;
    şöyle birşey oldu ama önemli değil
    ama şöylede birşey oldu bunuda bilseniz birşey olmaz….

    =) =) =)

    herşey bi yana bunlarda hep seni buluyor yaw… Allah kolaylık versin sana müdür =)

Leave a reply:

Your email address will not be published.