Nerede bu vergiler.?

Hani hep diyoruz ya o ne vergisi/bu ne vergisi, gene ne ödüyoruz vs. işte bu arkadaşta bunun üzerine güzel (bazılarınıza biraz uzun gelebilir ama bence pişman olmazsınız) bir yazı yazmış. Bir solukta sonuna kadar okuyup, hak vereceksiniz.
Ama şimdiden uyarayım da  sonrasında sıkıntı olmasın; yazıyı okuduktan sonra kafanızda “cidden noluyor bizim paralar?” vs diyip aklınızda bir kaç ayakkabı kutucuğu belirebilir. Amman dikkat edin, fazla sevmezler böyle şeyleri buralarda.!

Vergi konusunda sorularım var benim.
Yani ciddi ciddi aklımın almadığı bir kaç nokta var. Elbet aklımdaki her noktanın bir açıklaması vardır fakat hiçbiri makul açıklamalar gibi gelmiyor bana, mantıksız yani çoğu, kabul etmek istemiyorum.

Şikayet edeceğim bir çok konu tüm devletler için geçerli olabilir ama bazıları da Türkiye’ye has şeyler sahiden. Ama devlet denen şey eğlenceli değil bir kere, o kesin.

Ben neden vergi ödüyorum devlete?
Türkiye için düşünelim, ne için – ne kadar vergi ödüyorum?
Bizim zamanımıza “vergileriniz size yol – su – elektrik olarak dönecek.” diye öğretmişlerdi. E hepsi için ekstra para ödüyorum ben yine? Yani garip biraz anlıyor musun?

Yol mesela.
Otobanlar için para ödüyorum. Köprülerden geçerken para ödüyorum. Böyle bildiğin ekstra para alıyorlar yani. Ulaşım için para ödüyorum, metro için, otobüs için, deniz ulaşımı için. Bilet alıyorum, jeton alıyorum. Kâr ediyor hatta devlete ait olan toplu ulaşımlar.

E MTV ödüyorum her yıl. Motorlu taşıtlar vergisi.
Devletin yaptığı yollarda araba kullanacağım diye devlet MTV alıyor benden.
Yakıt alıyorum o araçlarıma. Dünyanın en pahalı benzini mesela ülkede olan. 100 liralık benzinin 68 lirası vergi şu sıralar. Yetti mi? Yeter mi? Devletimizin yaptığı yollarda kullanabilmek için araba almam lazım bir de.

Audi A3 almak istiyorsun diyelim.
Fiyatı 17 bin € bu arabanın, 52 bin lira civarında.
Fakat arabayı almaya gittiğinde bayi senden 92 bin lira istiyor.
Çünkü devlet bayilere demiş ki; senden araba almaya gelen bir kulum olursa söyle ona; bir tane de bana alsın. 73 bin € olan Audi A8 için 214 bin € ödüyorsun mesela. Yani lüks bir araba alırsan 2 tane alman lazım devlete.

Tamam, bana duble yollar yaptın devletim, teşekkür ederim. Fakat bunun karşılığında ben sana arabamı alırken 2 araba parası ödedim. Yetmez dedin, her yıl MTV istedin, onu da ödüyorum. Doymadın, yakıttan da korkunç vergiler alıyorsun. Bunca şeyin üstüne otobana girerken fiş kesiyorsun bana, köprülerinde gişelerin var, yine para alıyorsun. Trafik cezaları var bir de. Yani yol dediğin şey para basıyor. Vergim bana yol olarak dönmedi yani, aksine para kazanıyor olman lazım benden bunca para alarak.

Gelelim suya.
Ben bu gezegende yaşayan bir canlı olarak suyun sahibiyim aslen. Tepeden yağıyor çünkü, yerden çıkıyor. Gezegenim bana demiş ki; yaşamak için buna ihtiyacın var, al ben de sana veriyorum.

E ama sen beni suyun müşterisi yaptın? Benim lan bu aslen.
Fakat sen kaynakları özelleştirdin, adamlar orada şişeleyip satıyor benim suyumu bana. Suyu ücretsiz veren belediyeler oldu, dileyen arkadaşlar araştırsın, soruşturma açtılar o belediyelere. Musluktan akan suyu oraya kadar getirmenin bedeli var diyelim, ödüyorum, tamam. İçme suyu için ekstra para ödüyorum yine şirketlere.

Belediyeler sudan para kazanıyor. Su faturalarımda yine vergi var ama. Bak şimdi .. ya sen benden “sana su olarak dönecek” diye vergi aldın; dönmedi. Hadi lan lanet olsun, paramla alayım dedim ben, ondan yine vergi alıyorsun .. ahaha ama bu yaptığın çok yanlış.

Lan bari elektrik olarak dönsün diyorsun .. dönemedi.
Yine gezegenin kaynaklarını kullanarak elektrik üretiyorsun. Bu elektriğin evime kadar gelmesinin bedeli var diyelim, işte o bedel vergimden karşılanacaktı, olmadı. Sabancı falan elektrik satıyor şimdi bana. Para kazanıyorlar bu işten, çok büyük paralar hem de. Üstüne üstlük elektrik faturalarımda yine vergi var. Ya hoca anlaşamıyoruz seninle bak; elektrik bana parayla gelecekse neden vergi aldın benden? Hadi lanet olsun, ödeyeyim diyorum, onun içinden yine vergi alıyorsun. Bu akıl almaz paradokslar ile aptal ettin lan bizi.

Buraya kadar gördük ki; yol – su – elektrik olarak dönmüyor vergi bize. Dönmesi bir yana; bunlar üzerinden yine vergi ödüyoruz, şahane.

“Sağlık hizmeti.” diyorlar.
Bakalım.

Ben Bağ-kur ödüyordum.
Devletten sağlık hizmeti alabilmem için şarttı bu.
Bir başkası sigortalı çalışan. Sigortası yoksa o da alamaz sağlık hizmeti.
Devlet memuru arkadaşlardan da peşin peşin kesiyorlar zaten.

En ucuz Bağ-kur primi 400 lira civarında.
Sigorta primi .. asgari ücretli için 200 lira civarında.
Devlet memurlarını bilmiyorum ama onlar da güzel ödüyorlardır.

Ben bu zamana kadar devletten SGK hizmeti için ödediğim paranın 50’de 1’i kadar hizmet almamışımdır. Sonra baktım hem hizmet almıyorum – hem de adam yerine konmuyorum, bıraktım Bağ-kur ödemeyi.

Devlete vereceğim parayı özel bir sağlık sigortasına veriyorum yıllardır. Aynı firmadan bireysel emeklilik de aldım. Devlet hastaneleri ile uğraşmadan, “bu ilacı devlet ödemez, şu kadar fark var, muadili şu.” zırvaları ile didinmeden sağlık sigortam var artık. Bir yerim falan kırılsa adamlar hem tedavi ediyor, hem de üstüne güzel paralar veriyor.

Devlet bana Bağ-kur borcu çıkarmaya devam ediyor tabi. “Lan istemiyorum senin sağlık hizmetini de – emeklilik hizmetini de.” diyorum, “Ben aldım başka bir yerden.” Hayır diyor haşmetli, bu parayı vereceksin. Hatta o paraya da bol bol faiz işletiyor. Neyse, başka yazı konusu o.

Sağlık hizmeti konusunda da bir işe yaramıyor yani vergilerim.
Emeklilik için de keza. Devlete ödeyeceğim primler ile özel emeklilikten faydalanabiliyorum zira. Üstelik öyle ölmeme yakın maaş da bağlamıyor bana. Hem ne zaman istersem geri alıyorum paramı fazlasıyla.

Ev alayım diyorsun, emlak vergisi diyor.
Ya o bina yapılırken kullanılan her malzemeden vergi aldın, zaten vergilerle inşa oldu o. Yok, emlak vergisi. Lan tamam al diyorsun vergini, lanet olsun. Tapunu almak için tapu dairesine gidiyorsun. Tapu masrafı çıkıyor sonra. Hoca? Sen ne yapıyorsun ya? Tapu dairesine çalışan memurun maaşını bari benim vergimden öde, binlerce lira tapu masrafı nedir?

Deprem güvencesi dersen .. o da yok. Van’ın hali ortada.
E ama DASK var, para alıyorsun deli gibi her yapıdan. Zaten sigorta parasını alıyorsun yani.

Bir sıkıntı oluyor işinde – hayatında, dava açayım diyorsun.
Dava masrafları. Başvuru harcı, tebligat gideri, peşin harç, bilirkişi parası.
Yargı için de para ödüyorsun yine. Davalı ödüyor, açan ödüyor, kaybeden ödüyor. Dava sonucuna göre yine para cezası ödüyorsun falan.

Telefon alayım dedin mesela. Amerika’da 1.100 lira iPhone 5.
Burada alırsan 2.200 lira. 1.000 lira vergi.
Tamam, al hadi, ülkende telefon kullanacağım diye 1.000 lira al benden. Üstelik 1 kere de değil bu, her telefon aldığımda. Olsun be, al senin olsun. Yetti mi? Yeter mi lan devlete .. bak şu paylaşacağım benim faturam, 90 liraya 37 lira vergi almış devlet; http://i.imgur.com/mOI7ri5.png

Neden?
Telefonu alırken benden garip bir para aldın zaten. Bana hizmet satan işletmeden de vergini alacaksın. Daha hala ne elini uzatıyorsun? Ne hizmet sağladın, ne işe yaradın da benim faturama bu kadar dahilsin? İnternet faturası da aynı şekilde tabi.

Daha onlarca örnek verebilirim fakat yazı çok uzadı, uzamasın daha fazla. Sigaradan, alkolden, satılan her üründen, üretilen her şeyden sürekli bir vergi alma hali. Noterlere verilen onca para. Bardak ürettin .. bardak malzemesini alırken vergi, üreten işçi için vergi, üretim yerinin kirası için stopaj, nakliye için yakıt yani vergi, markete satarken vergi .. sonra ben o bardağı marketten alırken bana vergi. Marketin o bardaktan elde ettiği paradan yine vergi.

Vergi kaçıran esnafa kızılıyor.
Yahu esnaf daha çok satış yapabilmek için tabela yaptırıyor kendine, ilan reklam vergisi. Muhasebeci parası, damga vergisi, peşin vergi, defter tasdik parası, çevre temizlik vergisi. Kullandığı yakıttan vergi, tüp için vergi, elektrik için, su için, çalışan için .. vergi ödemekten telef oldu adam.

Yurtdışına gideyim diyorsun, pasaport harcı, yurtdışına çıkış harcı, uçak biletlerinde yine deli gibi vergi.

Eğitim mi ücretsiz?
Diploma parası, onca harç, velilerden zorla alınan onca para.
Hayır yani, ben aslında ücretsiz olmayan ücretsiz eğitim için bunca vergi vereceğime; o paraya çocuğumu en afili özel okullarda okuturum zaten ki düzgün bir eğitim almış olur.

Hayır bak sahiden almıyor aklım.
Yurtdışından ithal televizyon geliyor diyelim; gümrükte fahiş vergini alıyorsun. Sonra onu getiren firma satıyor televizyonu; o satıştan yine vergini alıyorsun. Mağazaya geldi o televizyon, ben gidip oradan alıyorum en son, yine alıyorsun vergini. Artık yeter müdür.

Devlete ne kadar vergi ödediğinizi bir düşünün. Ailenizi mesela. Mutfak alışverişi, faturalardaki vergiler, arabanızın vergisi, yakıtın vergisi, doğalgazın vergisi, stopaj, emlak vergisi, Bağ-kur primler, sigorta primleri, arabanızı alırken ödediğiniz vergi .. onlarca kalem böyle, bir hesap edin şöyle kafanızdan ortalama, son 3 ayda ne kadar vergi ödediniz. Aylara falan bölün peşin ödediklerinizi. Ve onca vergi içinden ne kadar hizmet aldınız devletten, ne hizmeti aldınız.

Ben bu hesabı yapınca kendimi dünyanın en enayi insanı gibi hissettim.
Daha da yapmam aynı hesabı.

Ve bunca şeyin üstüne maliyeci gelmiş gelir vergisi istiyor.
Seni öldürürüm artık devlet. Ne verdin de ne istiyorsun?

Vergi karşıtı adam değilim bak, bunca uzun yazıdan o fikir çıkmasın. Geri dönüşünü istiyorum sadece, onu merak ediyorum. Yani görüyoruz 80 KM yol için uçağa binen başbakanı, zırhlı Alman arabalarından geçilmeyen konvoyları, milyonlarca lira ile tadilat edilen Cumhurbaşkanlığı köşklerini falan. Ödediğim vergileri görüyorum yani böyle. Daha işe yarar şeyler istiyorum ama, köşk davetleri, örtülü ödenekten harcanan milyarlarca lira falan çok mutlu etmiyor beni. Aksine aptal gibi hissettiriyor kendimi.

Tamam, çok uzadı, bu kadarını bile okuyan var mı emin değilim ama son bir örnek verip bitireceğim. Apartman gibi düşün devleti, yönetici var, yönetici benim. John Milton apartmanı burası. Senden geldim, apartmanın asansör bakımı için para istedim, verdin. Elektrik giderleri için istedim, verdin. Yakıt için istedim, verdin. Apartman görevlisi maaşı için istedim, temizlik giderleri için istedim, bahçe düzenlemesi için istedim .. apartmana dair ne hizmet varsa hepsi için para alıyorum yani senden. Normal bak buraya kadar. Fakat bunca şeyin üstüne ay sonu gelip bir de aidat istersem olmaz değil mi? Kimse vermez yani, hepsinin masrafını ödedik – ödüyoruz zaten der insanlar.

Devlet bana “Senin bana verdiğin vergileri şuraya harcadım.” demeli.
ÖTV, MTV, KDV, ÖİV .. hocam yeter. Ya ben trafik kazası geçirdim, bariyerlere çarptım, böyle az bir şey eğrildi bariyer; benden o bariyerlerin parasını aldın lan. Yani devlet ciddi ciddi o bariyere verdiğim hasarın parasını istedi benden, ödedim. E o bile vergimden değilse ne ulan vergimden olan?

Son bir soru ile bitiriyorum bu hayli uzun olan yazıyı;
Devlet; sen 3 milyar 750 milyon sen milyar vergi almışsın.
Sen bu vergiyi ne yaptın?

Orjinal hali de burada tık tık..

Genel olarak web üzerine yoğunlaşan, gaza gelmek için müzik dinleyen, amatör olarak resim çekmeye çalışan, bir yandan özel bir şirkette çalışıp, diğer yandan da okumaya devam eden sıradan bir ölümlü. He bide buraların sahibi.

Leave a reply:

Your email address will not be published.